Yaşamsal Bir Uygulama: Yapay Kalp

Canlıların var oldukları günden beri en temel amaçları hayatta kalmaktır. Bu amaç için fikir üretebilen tek canlı olan insan, bu uğurda bilimi ve teknolojiyi icat etmiştir. Hastalandıkça da bunlardan faydalanarak tedavi geliştirmiş, başarısını organ nakline kadar getirmiştir. Nakli yapılan organların akla ilk gelenlerinin arasında da kalp vardır. Fakat kalp naklinin kendisi, akla gelişi kadar kolay değildir.

Organ nakli yapabilmek için ihtiyaç duyulan ilk şey donördür. Kalp nakli için durum, diğer organlardan biraz daha farklıdır; çünkü henüz yaşamaya devam eden bir insanı kalp için donör olarak kullanmak imkânsızdır. Bu yüzden genellikle kadavraların, ya da organlarını daha önceden bağışlamış ve beyin ölümü gerçekleşmiş bir insanın kalbi nakletmek için alınabilir. Üstelik bu kadar az bulunan bir organın, sonrasında da hastanın immün sistemi tarafından kabul edilmesi gerekmektedir. Tüm bu bilgilerden çıkarımla ve istatistiklere bakıldığında, kalp nakli bekleyen hastaların ortalama %10 – %15’ine kalp nakli yapılabildiği görülmektedir. Hal böyleyken, evrenin zeki varlığı olan insan tekrar bilimi ve teknolojiyi ortaya koyarak buna da bir çözüm bulmak istemiş, “yapay kalp” terimini literatüre sokmuştur.

Tarihteki ilk yapay kalp nakli, 1969 yılında Denton Cooney ve Domingo Liotta tarafından gerçekleştirilmiştir. Bu nakilde “Liotta Heart” ismini verdikleri, Liotta’nın geliştirdiği deneysel bir cihaz kullanılmıştır. Hasta 47 yaşındaydı ve kalp kası gücünün ileri dererecede azalmasına yol açan “kardiyomiyopati” hastasıydı. Yapay kalp nakli ilk başta başarılı olmuş, fakat sonrasında böbrek yetmezliği geliştiren hasta, ölüm oranı yüksek bir sebep olan psödomonal sepsisten hayatını kaybetmiştir. 1981 yılında Dr. Akutsu tarafından geliştirilen “The Akutsu III” kullanarak ikinci yapay kalp naklini yapmış, bu hastası da 1 hafta sonra hayatını kaybetmiştir. Sonuçların olumsuz oluşu, insanlarda, sadece başka alternatifi olmayan hastalar için yapay kalp kullanılması yönünde genel bir yargı oluşmasına sebep olmuştur.

1982’de William DeVries, Dr. Barney Clark’a, Robert Jarvik tarafından geliştirilen “Jarvik 7” isimli bir başka kalıcı yapay kalp implantını gerçekleştirdi. Dr. Barney, kalp rahatsızlıklarının da yanında çoklu organ yetmezliği olan 61 yaşında bir adamdı ve bu iş için gönüllü olmuştu. Fakat yine de birtakım etik tartışmalara neden oldu.

Sonuçlar zamanla gelişmeye ve daha iyi olmaya başladı. Yapay kalp transplantasyounu, yalnızca sol ventriküler destek cihazlarının yeterli olmadığı hastalar için kullanılabilen bir seçenek haline geldi.

1985 yılında Copeland, Jarvik 7’yi 25 yaşındaki bir hastasına “bir köprü olarak” başarıyla implante etti. Bu hasta 5.5 yıl sonra, lenfoma hastalığı yüzünden hayatını kaybetti. Sonrasında “CardioWest” yapımı, Jarvik 7’den geliştirilmiş yapay kalp denemeleri başladı. 1993’te başlayıp 2002’de biten bu çalışmaların sonucu, %79’luk sağ kalım oranı sağlamıştır. Artan klinik başarı ile, kullanımda da artış olmuş ve bugüne kadar 1.400’den fazla Syncardia / CardioWest yapay kalp implantı kullanılmıştır.

Günümüzde CardioWest’in yapay kalpleri, Amerika Birleşik Devletleri’nde FDA tarafından kalp nakline bir köprü olarak onaylanmış ticari olarak temin edilebilen tek yapay kalptir. Buna karşın yapay kalp, henüz üzerine çalışmaların devam ettiği bir alan olup, bir sonraki adımı için bilimi ve teknolojiyi en doğru şekilde kullanacak bilim insanını beklemektedir.

 

Ebru Rüveyda Üngör

 

Kaynak:

https://www.florence.com.tr/kalp-nakli-nedir#

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4703693/

AboutAuthor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir