ÖLÜMDEN SONRA YAŞAYAN BEYİN

Nöroprostetik, Omurilik hastalarına işlevselliği geri kazandırmak için cihazlar yapmayı amaçlayan biyomedikal mühendisliğinin bir alt disiplinidir. Nöral protezler büyük olasılıkla Beyin Bilgisayar Interphases (BCI) olarak düşünülür. BCI’ler beyin ve harici bir cihaz arasında bir iletişim yolu oluşturma eğiliminde olsa da, aksine sinirsel protezler, bazı yaralanmalar nedeniyle sinir sisteminin bir bileşenine kaybolan işlevselliği geri kazandırmayı amaçlamaktadır. Özünde, sinir sisteminde herhangi bir yaralanma olmayan sağlıklı bir birey, bir cihazla iletişim kurmak için bir BCI kullanabilir, ancak böyle bir kişinin sinirsel protezler kullanmasına gerek yoktur. Daha çok tekerlekli sandalye kullanmaya çalışan, uzuvları sağlam bir insan gibi. Yapılabilir ama klinik bir fayda sağlanamaz.

Dolaşım, nefes alma ve beyindeki bütün fonksiyonlarının geriye döndürülemez bir şekilde durması ölüm olarak tanımlanır. Beyinin, kalbin durmasından 30 saniye sonra tüm fonksiyonlarını kapattığını ve bilincin kaybedildiği düşünülüyordu. Fakat, yapılan son araştırmalarla birlikte, bu sürenin 30 saniyeden daha uzun olabileceğini kanıtladı. Buna ek olarak araştırmacılar, klinik ölüm ilan edildikten sonraki süreç hakkında birçok yeni olay keşfetti.

Ölüm Sonrası 10 Dakika Boyunca Aktif Beyin Dalgaları

2017 yılında Kanada’da yoğun bakım ünitesindeki dört terminal hasta için yaşam desteği kapatıldığında, bunlardan biri klinik olarak ölü ilan edildikten sonra bile kalıcı beyin aktivitesi gösterdi. Doktorlar, nabzın olmaması ve tepkisiz göz bebekleri de dahil olmak üzere bir dizi gözlem yoluyla ölümü doğruladıktan sonraki 10 dakika boyunca, hasta, derin uyku sırasında aldığımız aynı tür beyin dalgalarının (delta dalga patlamaları) devam ettiğini gördü.Western Ontario Üniversitesi’nden araştırmacı grup bu olayı biyolojik olarak tam açıklayamamalarına rağmen, bu olayı öldükten sonra beyin aktivitesinin bir süre devam ettiğinin kesin kanıtı olarak gösterdiler.

Zombi Genler

2021 yılında Scientific Reports bülteninde yayımlanan yeni çalışmaya göre Illinois Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde sinirbilim ve rehabilitasyon ana bilim dalı başkanı Profesör Dr. Jeffrey Loeb ve ekip arkadaşları, beyindeki bazı hücrelerin gen ifadesinin klinik ölümden sonra arttığını keşfetmişler. Araştırmacılar, taze beyin dokusundaki gen ifadesini doku çıkarıldıktan sonra birkaç defa analiz ederek, ölüm sonrası dönemi ve ölümü yeniden canlandırmışlar. Bu çalışmaların sonucunda beyindeki genleri üç gruba ayırdılar. Analiz edilen genlerin yaklaşık %80’nini oluşturan birinci grup, 24 saat boyunca nispeten durağan kaldığını bulmuşlar. Birinci gen grubu arasında bulunan ve temizlik genleri olarak adlandırılan bu genler, temel hücresel işlevleri sağlıyorlar. İnsanlardaki hafıza ve düşünme beyin faaliyetleriyle anlaşılması güç ilişkiler sergilediği gösterilen ikinci gen grubunun ise, ölümden sonraki saatlerde hızla gerilediğini keşfettiler. Dr.Loeb’e göre bu genler, şizofreni ve Alzheimer hastalığı gibi bozukluklar üzerinde çalışan araştırmacılar için önem taşıyor.

‘Zombi genler’ olarak adlandırılan üçüncü gen grubunun faaliyeti ise, ikinci gen grubunun etkisini kaybettiği zamanlarda artmış. Ölüm sonrası değişimlerde görülen bu kalıplar, yaklaşık 12. saatte zirve yapmış.Bunun sonucunda, Zombi genler bir hücre türüne; gliyal hücreler adı verilen iltihabi hücrelere özgü olduğunu görmüşler. Bu hücre türünün iltihabi oldukları ve görevlerinin oksijen yetmezliği ya da inme gibi beyin zedelenmelerinden sonra etrafı temizlemek olduğu düşünüldüğünde, bu gliyal hücrelerin ölümden sonra genişlemesinin o kadar da şaşırtıcı olmadığı da ifade edildi. Dr. Jeffrey Loeb araştırmacıların bu genetik ve hücresel değişimleri hesaba katması ve söz konusu değişimlerin boyutunu azaltmak için ölümden sonraki zaman aralığını mümkün olduğunca kısaltması gerektiğinin de altına çizdi. Bu bulgular sayesinde artık hangi genlerin ve hücre tiplerinin durağan olduğunu, hangilerinin zamanla gerileyip hangilerinin artış gösterdiği  bilinmektedir. Ölüm sonrası beyin çalışmalarından elde edilen sonuçlar, bu sayede daha iyi anlaşılabilir duruma geldi.

Klinik Ölümden Sonra Bilinç Açık Kalıyor

Dr.Sam Parnia başkanlığında New York’taki Stony Brook Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden araştırmacılar, son yıllarda yaptıkları bir araştırma sonucunda klinik ölüm ilan edildikten sonra bile 3 dakika boyunca bilincin açık kaldığına dair ispat buldular. Bilim insanları, Avrupa ve ABD’deki kardiyak arrestler olarak bilinen kalp durması vakalarını incelemişler. Kalbi kısa bir süre durmuş olmasına rağmen hayata dönmeyi başarmış 2000 kişi üzerinde çeşitli testler gerçekleştirildi ve bu kişilerin ölü ilan edildikten sonra %40’nın bilinçlerinin kısmen açık kaldığı saptandı. Bu hastalar doktorlar tarafından teknik olarak ölü olduklarını duydular ve kalpleri tekrar çalışmadan kısa bir süre önce farkındalıklarını yitirmediklerini ifade ettiler. Dr.Sam Parnia ve ekibi şimdi ise beyni ölüm eşiğinin ötesinde gözlemlemek için daha kesin metotlar geliştirmeye odaklandıklarını vurguladılar. Hedefleri kalp durduktan sonra uygulanan kardiyopulmoner resüsitasyonu (CPR) uygulayıcılara gerçek zamanlı olarak beyne ne kadar kan ve oksijen girdiğini ve tedavilerinin ne kadar etkili olduğunu söyleyen verileri sağlayan bir navigasyon sistemi oluşturmaktır.

Hüda HACIOĞLU

 

KAYNAKÇA

AboutAuthor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir