Obezite Kalıtsal Mıdır?

Sandwich with cold soft drink and measurement tape as diet conce

Obezite; vücuda besinler ile alınan enerjinin, harcanan enerjiden fazla olmasından kaynaklanan ve vücut yağ kitlesinin, yağsız vücut kitlesine oranla artması ile karakterize olan kronik bir hastalıktır. Başta kardiovasküler ve endokrin sistem olmak üzere vücudun tüm organ ve sistemlerini etkileyerek çeşitli bozukluklara ve hatta ölümlere yol açabilen önemli bir sağlık problemidir. Peki, günümüzün önde gelen hastalıklarından birisi olan ve son yıllarda bütün ülkelerde oldukça yaygın görülen obezite genetik mirasımız mıdır?

Esasen, çevresel ve genetik faktörlerin etkilediği multifaktöriyel bir hastalık olarak ortaya çıkar. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), çok sayıda klinik çalışmaya dayanarak dünya çapındaki obezitenin insanların yaklaşık %20’sini ilgilendirdiğini tahmin etmektedir. Obezite ve aşırı kilolu vakaların prevalansındaki bu artışın nedeni olarak, beslenmede yüksek enerjili besinlerin tüketilmesi, günlük kişisel işlerde ve mesleki aktivitelerde harcanan enerjinin azalması görülmektedir. Ayrıca yapılan araştırmalar obezitenin sıklıkla ailesel geçiş göstererek ailesinde obezite görülen bireylerin, diğer aile üyeleri ile birlikte yaşamasalar bile artmış risk taşıdıklarını ortaya koymuştur.

2007 yılında yapılan gen kapsamlı araştırmalar, obezite ile ilgili gen değişkenleri arasında ilk olarak kromozom 16 üzerinde yağ kütlesi ve obezite genini (FTO) tanımlamıştır. Bu gen değişkenleri oldukça yaygın olup, bu gene sahip kişilerin diğer insanlara göre %20-%30 arasında daha fazla obezite riski taşıdığı bulunmuştur. Obeziteyi monogenik ve poligenik formları olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür.

Monogenik formu (tek gene bağlı obezite formu) nadir olup cinsiyet hormonlarında azalma ile birlikte gözlenir. Bu tür obezite “obezite-hipogonadizm sendromları” olarak adlandırılır. Tek gene bağlı olmayıp birden fazla genin etkin olduğu (poligenik) yaygın obezite de ise obezite ve yağ dağılımı ile ilişkili 40’dan fazla genetik yapı belirlenmiştir. Poligenik forma sahip insanlarda genetik zeminin vücut ağırlığındaki değişimin %40’ından sorumlu olduğu hesaplanmıştır.  Bu poligenik obezite genlerinin araştırılmasında, sonuç olarak bulunan mutasyonlar, obezite olgularının küçük bir kısmını açıklamaktadır. Bu alanda, obezitenin gelişimine ilişkin diğer genlerin bulunduğu kromozomal bölgeleri ortaya çıkarmak için çok sayıda polimorfik markerlerin kullanıldığı genom tarama çalışmalarına ihtiyaç vardır.

Sonuç olarak, obezitede genetik faktörlerin rolü komplekstir. Hem insan hem de hayvan çalışmalarından elde edilen güçlü bulgular genlerin de obezite gelişiminde etkili olduğunu göstermiştir. Obeziteden sorumlu aday yeni gen lokuslarının taranmasına dair çalışmalar devam etmektedir. Fakat bu noktada, aday genler arasında en fazla etkiye sahip olan FTO geninin bile, gen kaynaklı obezite duyarlılığında çok küçük bir role sahip olduğunu unutmamak gerekir. Kısacası, kalıtım kaderimiz değildir. Ve bu nedenle sağlıklı alışkanlıkları hayatımıza uygulayarak, çevresel faktörlerin obezite gelişimindeki etkisini azaltıp bu hastalıktan korunmak mümkündür.

Zeynep BİDECİ

 

KAYNAKÇA:

Faruk KILINÇ, Nevzat GÖZEL Fırat Tıp Dergisi/Firat Med J 2018; 23: (Özel Sayı/Supp) 9-13

Dr. Banu Öztürk Ceyhan, Obezite Genetik Midir? , Denge Dergisi, 25 Aralık 2019

Cheung WW, Mao P. Recent advances in obesity: genetics and beyond. ISRN Endocrinol. 2012; 2012: 536-5

Bouchard C, Perusse L. Genetics of obesity.Annu Rev Nutr 1993; 3:337-354.

Herrera BM et al. Genetics and epigenetics of obesity . Maturitas 2011; 69:41-9.

 

 

AboutAuthor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir