MEDCON 2021 İlk Gününde Neler Konuşuldu?

MEDCON Sağlık, Bilim ve Teknoloji Zirvesi 22 – 25 Nisan tarihlerinde online olarak gerçekleşti. 10.000+ kişinin kayıt gerçekleştiği %75 aktif katılım oranıyla hayata geçen etkinliğimizde 20’den fazla oturumda yaklaşık 100 değerli konuşmacıyı ağırladık. Sağlık, bilim ve teknoloji alanındaki son gelişmeleri, geleceğe yönelik vizyon sağlayan ve ilham veren konuşmaları dinlerken sektör uzmanları ile öğrenci ve sektör profesyonellerini bir araya getirdiğimiz online etkinlik platformumuzda birebir toplantıların yapılmasını sağladık.

Etkinliğin ilk gününde kimleri konuk ettik ve neler konuştuk merak ediyorsanız, gelin birlikte editör ekibimizin sizler için hazırladığı MEDCON’21 ilk gün makalemizi keyifle okuyalım!

Ankara Üniversitesi Rektörü Değerli Hocamız Sn. Prof. Dr. Necdet ÜNÜVAR’ın gerçekleştirdiği açılış konuşması ile gün enerjik ve etkili bir şekilde başladı. 3874 kişinin canlı olarak izlediği açılış oturumunda değerli hocamız “Ankara üniversitesi olarak çok güçlü ve köklü bir sağlık altyapımız var. Bu etkinliğin yapılmasından dolayı gururlu ve mutluyum.” cümleleri ile bizleri onurlandırdı.

Sn. Ünüvar konuşmasında Covid-19 ile ilgili güncel duruma da değindi: “MEDCON sağlık,bilim ve teknolojinin bir araya geldiği kapsamlı bir etkinlik. Covid19 hastalığı için de bu üç konu çok önemli. Covid19 süreci insanlık için yıkıcı sonuçları olan bir tablo. Bunun yanında bizlere sağlığın ne kadar önemli olduğunu da gösterdi. Ankara Üniversitesi’nin COVİD-19 ile mücadelede faz aşamasına gelen 4 ürünü var, bunlar belki 5 ay sonra insanlığın hizmetine girecek.”

Açılış seramonisi ardından ana sponsorumuz Abbott katkılarıyla gerçekleşen ilk oturumumuzda Pandemide Teşhis, Takip ve Dijital Dönüşüm başlığı altında Prof. Dr. Selda ERENSOY (Ege Üniversitesi Tıbbi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı / KLIMUD Başkanı), Uzm. Dr. Deniz İlhan TOPÇU  (Başkent Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı), Mustafa HACIAHMETOĞLU (Abbott Core Diagnostic Product Manager), Emre TAVŞANCIL (Abbott Core Diagnostic AlinIQ Professional Services Manager) konuk konuşmacılarımız olarak yer aldılar.

Covid19 tesleri ve güncel durum üzerine konuşan Prof. Dr. Selda ERENSOY: “Testlerde hedeflenen bölgeye göre duyarlılık farkı var mı diye çok tartışıldı. Bölgeler arasında minimal farklar olsa da önemli olan testin ne kadar iyi tasarlandığı. Antijen testlerinde virüsün örnekte çok sayıda bulunması lazım. Antikör testleri koruyuculuğa dair kanıt değildir. Antikor testleri bu virüsle daha önce karşılaşıldı mı bunu tespit ediyor. Birçok antikor testi çeşidi bulunuyor. Aşı açısından antikor testi kanıt olarak gösterilemez. Aşıdan sonra bireysel antikor testlerine gerek yok. Testlerin yanlış sonuç vermesi pandemi yönetimi açısından çok tehlikeli olabilir.”

Aynı oturumda konuşmacı olarak ağırladığımız Uzm. Dr. Deniz İlhan Topçu sağlıkta verinin doğru kullanımı ve Covid yönetimi ile ilgili değerlendirmelerde bulundu. “Covid19 pandemisi nedeniyle her alanda iş yoğunluğu oluştu ve insanların teknolojiye olan ihtiyaçları arttı. Büyük veriler analiz edilerek virüsle ilgili birçok bilgi kaynağı oldu. Uzman sayısının yetmemesi, testlerin yanlış sonucu vermesi gibi çeşitli sebeplerle Covid19 teşhisinde de yapay zekadan yararlanılmaya başlandı. Günümüzde veriler analitiği araçları ile büyük veriyi işleyerek laboratuvarları daha etkin daha performansı yüksek şekilde yönetebilir hale geliyoruz. Sağlık verisi içeriği nedeniyle oldukça önemli veriler. Güvenlik açısından bu verileri koruyabilmek çok önemli.”

Pandemide Teşhis, Takip ve Dijital Dönüşüm başlığı altında konuşan diğer bir konuşmacımız Emre Tavşancıl ise süreci Abbott yaklaşımı açısından değerlendirdi. “Abbott olarak dijital sağlıktan beklentimiz çok büyük. Özellikle sağlık alanında doğru karar için, doğru bilgiye, zamanında erişebilmek çok önemli. Örneğin Abbott’un ürettiği Analizör Yönetim Sistemi onay süresini 1.5 günden 1 güne indirdi ve 3 ayda %87 validasyon oranına ulaştı.Analizör Yönetim Sistemi ile ayda gereksiz test kaybı 14000’den 2000’e indirildi. Eğer sağlıktaki dijital transformasyonu sağlayabilirsek daha azı ile daha fazlasını yapabileceğimize inanıyoruz.”

Günün ikinci oturumu Draeger katkılarıyla gerçekleşen Türkiye’de Ağır ve Kritik COVID-19 Hastalarının Yönetimi oturumu oldu. Konuk konuşmacılarımız Dr. İhsan Hacıosmanoğlu ve Prof. Dr. Arzu Topeli bize güncel durum hakkında bilgiler sağladı.

“Covid19 tüm dünyayı etkileyen bir virüs pandemisi.Çok ciddi sayıda kayıplarımız ve ağır hastalarımız var. Covid19 hastalığını geçiren hastalarının %5 i yoğun bakım ünitesine yatırılıyor. Bu virüste genetik yatkınlık olduğunun farkındayız. Semptomlar bir ay süreyle devam edebiliyor.Uzun süreli yan etkileri olan bir hastalık. Hastaneye yatış 7.günde 10. günde de nefes darlığı meydana geliyor burada da yoğun bakım ünitesi devreye giriyor. COVİD hastalığı erken enfeksiyon, pnömoni ve enflasyon olmak üzere üç fazda ilerliyor. Erkek cinsiyetinin yakalanma oranı daha yüksek ve yaş arttıkça hastalığa yakalanma artıyor. Hasta sayısının sağlık sistem kapasitesini aşmaması gerekiyor. Aşılama ve tedbirler toplum sağlığını korumak için en önemli faktörler. Hasta sayısını kapasitenin altında tutmak için sağlık çalışanlarının sayısının arttırılması, eğitiminin sağlanması, ve bakım kalitesinin korunması çok önemli.”

Arzu Topeli konuşmasında hastalığın Yoğun Bakım sürecine dair de önemli veriler ve değerlendirmeler kaydetti: “Yoğun bakım ünitelerinin yoğunluk oranı tabii ki önemli ancak yoğun bakım ünitelerindeki tıbbî cihazlar ve sağlık çalışanlarının sayısı aynı zamanda sağlık çalışanlarının nitelikleri çok önemli. Yoğun bakım yatağı açısından Türkiye çok iyi bir konumda. Yoğun bakımda sağlık çalışanları açısından maalesef yetersiz bir durumdayız. Türkiye’de hekim ve hemşire sayısı dünya ortalamasından çok daha az. Doktor ve hemşire sayısı olarak ülkece çok ciddi bir sıkıntımız var. Hasta başına düşen sağlık çalışanı sayısı çok düşük. Türkiye’de 2000-7000 yoğun bakım uzmanına ihtiyaç var. Özellikle covid19 hastalığında yoğun bakımda yaptığımız çoğu işlemin sağlık çalışanına bulaş riski var. Bazı oksijen maskelerini üretilmesi ucuz olmasına rağmen Türkiye’de bulamadığımız için başka ülkelerden almak zorunda kalıyoruz. Oksijenin hemoglobine bağlanma oranını artık evde de takip edebiliyoruz covid19 hastaları bu aletle durumlarını kontrol edebiliyorlar

Entübasyon ölümcül değil, bu konuda bilgi kirliliği var. Entübasyon yoğun bakım ünitelerinde hep kullanılan bir yöntemdir. Hasta ağırsa yapılmak zorunda. Hastalara zarar veren bir uygulama değildir tam aksine hastaların hayatını kurtarır. Covid19 ilaçları doktor onayında alınmalı. Medyada ya da halk arasında duyulan ilaçlar doktor onayı alınmadan kullanılmamalı. Yoğun bakım ünitemizdeki hastaların %70’ini  taburcu edebiliyoruz. Yoğun bakıma yatan hastalar öldü demek doğru değildir. Entübe hastalarımız dahil olmak üzere birçok hastamızı yürütüyoruz, hareket etmelerini sağlıyoruz.”

Topeli hastalığın uzun vadeli seyrine dair de “Post-ICU sendromu hastalıktan sonra 8 yıla kadar sürebiliyor ve fiziksel, psikolojik ve bilişsel sorunlar şeklinde devam edebiliyor.” bilgisini aktararak konuşmasını tamamladı.

AboutAuthor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir