İMMÜNOMODÜLASYON

İmmunomodülasyon, vücudun bağışıklık sisteminde oluşan immün yanıtların modülasyonuna denir. İmmün yanıtların güçlendirildiği, zayıflatıldığı ve indüklendiği immünoterapinin önemli bir parçasıdır. Spesifik ve non-spesifik olarak ikiye ayrılır. Spesifik olarak aşılar vardır. Non-spesifik olarak da immunomodülatörler bulunur.

İmmunomodülasyonda temel fikir genellikle kanserli hastalarda immünolojik etkilerin oluşturduğu immün yanıt vardır. Bu etkiler, immün sistemin baskılanması veya mevcut fonksiyonların değiştirilmesi yönünde olabilir. Eğer bu yanıt değiştirilirse hastada iyileşme meydana gelir. Ayrıca çoğu patojene karşı güvenli bir şekilde koruyucu bağışıklığın nasıl sağlanacağı bilinmemektedir. Bu konuda immunmodülasyon temelli geliştirilmek istenen ilaçlar vardır. Örneğin; John Hopkins’te geliştirilen anti-PD-1 adı verilen yeni bir immünoterapi türü, bazı kanserlerde bağışıklık ve tümör hücreleri üzerindeki moleküller arasında, tümör hücrelerinin tespit edilmesi için araştırmalara devam etmektedir. Anti-PD-1 ilaçları melanom, akciğer kanseri ve böbrek kanseri üzerinde etkilidir.

Kök hücrede hedef, doku hasarı tamir etmek ya da immunomodülasyon denemektir. Güçlü ve doğru immünite için 3 R’sini (Recognize, react and remember) içermelidir. Bunlar; hastalığa sebep olan organizmayı tanıması, tanıdığı organizmaya yanıt vermesi, bir kısım hücrelerin hafıza hücresi olarak kalması ve organizmayla tekrar karşılaştıklarında yanıt verebilecek yetenekte olmasıdır. İmmün sistem hücreleri; T, B, NK ve DC hücrelerinden oluşur. Bu hücreler immün sistem yanıtını oluşturur.

Pro-İnflamatuar Sitokinler ve Anti-İnflamatuar Sitokinler immün yanıt aktivasyonu ve immunomodülasyonda önemli rolleri vardır. Pro-İnflamatuar Sitokinler, adaptif olmayan bağışıklık tepkisine aracılık etme ve düzenlemede rol oynar.  Anti-inflamatuar sitokinler, pro-inflamatuar sitokinleri, üretimini ve tepkilerini kontrol eden bir immün düzenleyici moleküldür. Çeşitli inflamatuar ve bulaşıcı hastalıkların tedavisi için rejeneratif tıpta Mezenkimal kök hücreler (MSC) ortaya çıkar. Kemik iliği, kordon kanı, diş özü, göbek kordonu, periferik kan ve fetal karaciğer gibi çeşitli dokular potansiyel MSC kaynaklarıdır.

Mezenkimal hücreler immün sistem hücrelerini baskılıyor mu, baskılıyorsa nasıl etki ediyor? İmmunmodülasyonda bu konu üzerine araştırmalar yapılır. Mezenkimal hücreleri interferon gama üretimini baskılar. İnterferon gama üretimi immün sistemi aktive eder. T ve B hücrelerinin çoğalmasını, olgunlaşmasını ve farklılaşmasını engeller. MSC’lerin aktive ettiği bağışıklık tepkisi, düzenleyici T hücrelerinin ekspresyonunu indükler. Böylece mezenkimal kök hücrelerin modülasyon özelliği olduğunu anlayabiliriz.

KAYNAKÇA:

https://www.hopkinsmedicine.org/kimmel_cancer_center/cancers_we_treat/bloomberg_kimmel_institute_for_cancer_immunotherapy/research/scientific_programs/immune_modulation.html

AboutAuthor

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir